"CİNNET DEĞİL, YOZLAŞMA": TOPLUMSAL ÇÜRÜME ENDİŞESİ

Eğitimci Yazar Bülent Can, Ülkedeki Şiddet Olaylarının Ardında Yatan "Cinnet" Söylemini Reddediyor, Toplumsal Yozlaşmaya Dikkat Çekiyor. Son dönemde Türkiye'de artış gösteren ve kamuoyunda sıklıkla "cinnet" olarak nitelendirilen şiddet olaylarına ilişkin eğitimci yazar Bülent Can'dan dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Yurtdışında olmasına rağmen ülkesindeki haberleri takip ettiğini belirten Can, cinayet, orman yangınları, ihmal kaynaklı ölümler gibi pek çok vahim olayın "cinnet geçirdi" söyl

Eğitimci Yazar Bülent Can, Ülkedeki Şiddet Olaylarının Ardında Yatan "Cinnet" Söylemini Reddediyor, Toplumsal Yozlaşmaya Dikkat Çekiyor.

Son dönemde Türkiye'de artış gösteren ve kamuoyunda sıklıkla "cinnet" olarak nitelendirilen şiddet olaylarına ilişkin eğitimci yazar Bülent Can'dan dikkat çekici bir değerlendirme geldi. Yurtdışında olmasına rağmen ülkesindeki haberleri takip ettiğini belirten Can, cinayet, orman yangınları, ihmal kaynaklı ölümler gibi pek çok vahim olayın "cinnet geçirdi" söylemiyle geçiştirilmesine karşı çıktı.

"Bu Bir Çürümenin Dışavurumu"

Bülent Can, "Bu kadar çok insan bir anda cinnet geçirmez. Bu bir rastlantı, bir ruhsal anomali değil. Bu, bir çürümenin dışavurumu. Sessizce, yavaş yavaş ama kökten gelen bir yozlaşmanın sonucu" ifadelerini kullanarak, olayların bireysel delilikler olarak görülmesinin asıl sorunu gözden kaçırdığını vurguladı.

Değerler Erozyonu ve Saygı Kaybı

Toplumdaki ahlaki çöküşün altını çizen Can, kendi gençlik yıllarından örnekler vererek günümüzdeki saygı eksikliğine dikkat çekti. "Bizim zamanımızda, bırakın bıçağı, silahı vesaireyi bir genç büyüklerinin yanında ayak ayak üstüne atamazdı. Sigara içtiğini bile gizler, paketi çorabına saklardı. Şimdi ise yalnızca sigara değil, türlü türlü uyuşturucular açıkta, meydanda. Saygıdan eser kalmadı. Ne büyüğe, ne doğaya, ne yaşama..." sözleriyle değişimi gözler önüne serdi.

Maddiyat Maneviyatın Önünde: "Neyin Var?" Toplumu

Bülent Can'a göre bu durum, sadece psikolojik veya sosyoekonomik koşullarla açıklanamaz; topyekûn toplumun ahlaki bir çöküşünü işaret ediyor. Maddiyatın maneviyatın önüne geçmesinin bu yozlaşmada önemli bir etken olduğunu belirten Can, "İnsanların saygınlığı artık bilgiyle, edep ile, erdemle değil; cüzdanın kalınlığı, arabanın modeliyle ölçülüyor. 'Ne, neden, nasıl' sorularının yerini 'Neyin var?' aldı" dedi.

Gerginlik ve Tahammülsüzlük Hali

Günümüzde bireylerin "patlamaya hazır bomba gibi" dolaştığını dile getiren Can, sokakta, trafikte, evde, okulda herkesin "pimi çekilmiş bomba gibi" olduğunu ve birbirinin üzerinde yaşadığını ifade etti. Bu gerginlik ortamında küçük bir kıvılcımın dahi büyük felaketlere yol açtığını ve ardından "Cinnet geçirdi" başlıklarının atıldığını belirtti.

"Asıl Sorunu Iskalıyoruz"

Eğitimci yazar, bu patlamaların uzun süredir devam eden bir yozlaşmanın sonucu olduğunu ısrarla vurguladı. Eğitim sisteminden medyasına, aile yapısından kentleşmeye kadar pek çok alanda süregelen bir çöküşün habercisi olduğunu söyledi. "Biz bu gidişatı 'bireysel delilikler' diye küçümsemeye devam ettikçe, asıl sorunu ıskalamaya devam edeceğiz" uyarısında bulundu.

Teşhis Doğru Konulmalı: Onarım İçin İlk Adım

Toplumu iyileştirmek için öncelikle doğru teşhisin konulması gerektiğine dikkat çeken Can, "Cinnet değil bu; bu, çürüyen değerlerin, yok edilen vicdanın, boğulan sağduyunun bir sonucudur" dedi. Eğer hâlâ bir onarım isteniyorsa, işe "önce kendi evimizden, kendi dilimizden, kendi ahlakımızdan başlanması" gerektiğini sözlerine ekledi.

Ümit Dadük Sağaltıcı