Geleceğini Göremeyen Şehir: Hatay

Susuzluk kapıdan içeri girdi.!. Yaklaşık 10 yıl önce üyesi olduğum Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri adına çiftçilere verdiğim bir konferansta –önümüzdeki on yıl için Hatay’da susuzluk sorununun etrafındaki şehirlere göre daha fazla olduğunu belirtmiştim. Nitekim bu konuşmadan bir yıl sonra Hatay’da (özellikle Asi havzasında) yağış miktarı 26 akarsu havzası içerisinde en fazla azalan havza oldu. O yıl (2014) Asi havzasındaki yağış miktarı %46 azaldı. Bu azalış her ne kadar ekstrem sayılsa da geleceğ

Geleceğini Göremeyen Şehir: Hatay

Susuzluk kapıdan içeri girdi.!. Yaklaşık 10 yıl önce üyesi olduğum Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri adına çiftçilere verdiğim bir konferansta –önümüzdeki on yıl için Hatay’da susuzluk sorununun etrafındaki şehirlere göre daha fazla olduğunu belirtmiştim.

Nitekim bu konuşmadan bir yıl sonra Hatay’da (özellikle Asi havzasında) yağış miktarı 26 akarsu havzası içerisinde en fazla azalan havza oldu. O yıl (2014) Asi havzasındaki yağış miktarı %46 azaldı. Bu azalış her ne kadar ekstrem sayılsa da geleceğin habercisiydi ve sonraki tüm toplantılarda: Büyükşehir Belediyesinde, Vali yardımcısı başkanlığındaki Havza Toplantılarında, Ziraat Mühendislerine verdiğim seminerlerde, Ziraat odasına ve Hatayın tüm ilçelerindeki çiftçi örgütlerine su kullanımında kuralların değişmesi gerektiğini, çözüm önerileri ile birlikte anlattım . Suyu kullanan Tarım, Sanayi ve Evsel-Kentsel tüketim sektörleri içerisinde özellikle tarımsal sulamanın gerekirse (zorunlu) bir planlamaya yönlendirilmesini ve bunun ancak Devlet eliyle başarılabileceğini konuya yakın ve yetkili kişilerle de konuştuk. Ancak görüyoruz ki, 10 yıl sonra bugün geçmişinde gerisindeyiz. HBŞ Belediye başkanı Sn Mehmet Öntürk geçenlerde yaptığı açıklamada sadece 2 aylık su kaldığını, kuraklık nedeniyle mevcut suyun yetmeyeceğini, su kullanımında dikkatli olunması gerektiğini söyledi. Başkan haklı. Ancak mevcut durum kişisel önlemlerle çözülebilecek eşiği çoktan geçti. Artık su kullanımına Devlet müdahalesi ve suyun kullanımında bilimsel politikalara geçilmesi şart. Bakın bir örnek vereyim.

Tarımsal sulamada salma sulama yöntemini kullanmak suya yapılacak en büyük zarar. Yüz dekarlık bir pamuk arazisini salma sulama ile %100 randımanla (ki bu mümkün değil) 5 kez suladığınızda ayda 10 ton su kullanan bir ailenin yaklaşık 416 yıllık (Dört yüz onaltı yıllık) su ihtiyacını harcıyorsunuz demektir. Bu miktardaki suyun toprakta yaratacağı tuzluluk ve toprağa verdiği zarar ayrıca değerlendirilmeli. Bu miktarı damla sulama ile yaklaşık olarak 125 yıla düşürebiliriz. Yani salma sulama ile 4 kişilik bir ailenin yaklaşık 290 yıllık su ihtiyacını her yıl gereksiz yere toprağa veriyoruz. Üstelik bu fazla suyun ürün miktarına ve kalitesine katkısı olmadığı gibi üreticiye maliyeti de yüksek. Araştırmalar gelecek yıllarda yağış miktarının %29.4-34.7, nehir akışlarının %37.5-46.4, su depolama kapasitesinin %24.7 azalacağını buna karşın tarımsal su kullanım miktarının turunçgillerde %13, meyvede ve pamukta %11, sebzelerde ise %32 oranında artacağını öngörmekte.

Soruna ilişkin kişisel çözüm önerilerini sonraki yazıya bırakıyorum. Ancak şunun farkında olmalıyız: Su ile ilgilenen kuruluşlar, Belediye ve Sivil toplumun ortak girişimi olmadan herhangi bir önerinin başarılı olması mümkün değil.

Hatay’ın artık bir deprem bölgesinde yer aldığını bildiğimiz kadar, iklim değişikliğine bağlı kuraklık sorununun en fazla yaşanacağı şehir olduğunu da bilmemiz lazım. Pandemiyi aşıyla, depremi ise jeoljinin gereklerine uygun binalarla atlatmaya çalışan Hatay, kuraklık sorununu da aynı akılla çözebilir.

Prof. Dr. Berkant Ödemiş

MKÜ Biyosistem Mühendsliği Öğretim Üyesi

Doğu Akdeniz Çevre Dernekleri/İskenderun Çevre Koruma Derneği