İSMİ, CİSMİ, MİTOLOJİSİ, TARİHİ VE KÜLTÜREL HAFIZASI İLE ANTAKYAYA  SAHİP ÇIKMAK

Efsaneler, Mitler, hikayeler, fıkralar, öyküler, gelenek ve görenekler, ritüeller, geleneksel yıl dönümleri, bayramlar, resmi dilimiz Türkçe ve bütün anadillerimiz vb; kavimler kavşağı ve medeniyetler beşiği olan Anadolu’nun ve bütün insanlığın kolektif kültürel hafızasıdır. Hatay ilimizin (Antakya İlimizin) hafızasının kayda geçirilmesi, tanıtımı, geleceğe aktarımı, eğitimi vb alanda çalışma yapan kurum ve kişiler olmakla birlikte maalesef yeterli değil. Halkların, dillerin, inançların, ibadeth

İSMİ, CİSMİ, MİTOLOJİSİ, TARİHİ VE KÜLTÜREL HAFIZASI İLE ANTAKYAYA  SAHİP ÇIKMAK

 Efsaneler, Mitler, hikayeler, fıkralar, öyküler, gelenek ve görenekler, ritüeller, geleneksel  yıl dönümleri, bayramlar, resmi dilimiz Türkçe ve bütün anadillerimiz vb;  kavimler kavşağı ve  medeniyetler beşiği olan Anadolu’nun ve bütün  insanlığın kolektif kültürel hafızasıdır.  Hatay ilimizin (Antakya İlimizin) hafızasının kayda geçirilmesi, tanıtımı, geleceğe aktarımı, eğitimi vb alanda çalışma yapan kurum ve kişiler olmakla birlikte maalesef yeterli değil. Halkların, dillerin, inançların, ibadethanelerin ve kültürlerin bir çiçek bahçesi misali bir arada barış içinde yaşaya geldiği, kardeşliğin başkenti Hatay ilimiz (Antakya ilimiz); ülkemiz Türkiye'nin ve dünyanın ortak harmonik hafızasının parçasıdır.  

Bu arada sözü gelmişken bir parantez acıyorum. Antakya ilimizin adının Hatay olmasının Atatürk’e mal edilmesi dokunulmazlık kazandırmak amaçlı zorlama bir yorum olduğunu düşünüyorum. Bütün kutsal kitaplarda zikredilen “Antakya” ismini gölgelemeye, ikinci plana itelemeye değil, daha çok ön plana çıkarmalıyız. Antakya’ya ismi, cismi, mitolojisi, tarihi, anadilleri, ibadethaneleri, etnik ve inanç yapıları,  ekolojisi, tarihsel ve kültürel hafızası ile sahip çıkmak, korumak, geliştirmek ülkemizin ve tüm insanlığın zenginliğine sahip çıkmak ve korumaktır.  Yüz yıl önceki travmalar ve anakronik halüsinasyonlar ve kaygılar; çağdaş uygarlığın gerisine düşmenin nedeni ve geriletici ayak bağıdır. Antakya ilimizi adıyla çağırırsak elimizden kaçmaz. Türkiye adlı bütünlüğün ayrılmaz bir parçası olmuştur. Türkiye devleti kendine ve  Türkiyeli topluma güvenerek her alanda Türkiye’liliği kapsayıcı  demokratik  Cumhuriyet sürecini devam ettirmelidir.

 “Abdul Asi” (“3abdul 3asi”, عابض عا سى) üzerine daha önce yoklayarak kısaca bir şeyler yazma girişimim oldu.

( “3abdul 3asi”, عابض عا سى) Abdul Asi hikayesini birçok pagan inançta, Ortodoks(doğu) Hristiyanlık  ve Müslümanlık inançlarında; topluma özellikle çocuklara zarar veren canavar (kötülükler, günahlar) ile “Mar Circus” ve “Hz. Hıdır” mücadelesi ile açıklamaya çalışmıştım.

Tarih boyunca, Asi Nehrine ilişkin efsanelerde, mitlerde,  inançlarda canavarlarla (kötülüklerle ve günahlarla) mücadele vardır. Kısaca;  “Devasa bir ejderha;  çocukları sırayla kendisine kurban edilmesini ister.  Islam da Hz. Hıdır ve Hristiyanlıkta Mar Circus  mızrağını canavarın kalbine saplar. Ağır yaralanan canavar, acı içinde kıvranarak ve toprağı pençeleriyle yararak Lübnan dağlarına doğru kaçar. Ejderhanın kaçarken yeryüzünde açtığı o devasa, dolambaçlı yarık içinden sular fışkırır ve bugünkü Asi Nehri doğar”.Bu anlatının Anadolu, Ugarit, Fenike uygarlıklarında vb mekana  ve zamana  göre versiyonları çoktur.  Bu  alanda yapabilirsem bir habbe katkı vermek istedim.  

Bu alanda araştırmalar, yazılar, kitaplar, arşiv vb  yoğunlaşmak ülkemizin, bölgemizin ve özellikle ilimizin akademi, üniversiteler, fakültelerden beklenir.  Ama nafile bekleyiş. Yüz yıllık asimilasyon sürecinin akademik ayağı olan üniversitelerin; kuruluşundan bu yana tarihi, arkeolojiyi, mitolojiyi, bölgenin kültürel harmonisini, anadillerimizi, inançlarımızı tekleştirmeye yönelik asimilasyoncu sürece uyum  dışında yaptıkları bir şey yok malesef. Merkez tekçi olunca çeperler de “Kraldan kralcı” oluyor.  Yani Antekyece söylersek  “Vermeyince Mabud Ne yapsın Abbud” Yani “Merkez Hapşırsa Çeper Grip Olur”  misali.                                                                                     Antakya ili, Samandağ İlçemizde L Hıdır L 3al Bahır,    الخضرالعالبحر (İslam da Hz. Hıdır Ziyareti/Türbesi, Ortodoks Hristiyanlıkta Mar Circus Ziyaretidir). Hz. Hıdır sadece Müslümanlara veya Alevilere Ait değil. Allah, yaratan bağlamında anlatılar Evvelden Ahire sürer.Tek tanrılı dinler öncesinden, yani “Evvelden Ahir’e”,  başlangıçtan sonsuza kalıcıdır. Adı değişir ama kahraman her zaman aynı ve birdir. Hz Hıdır, Kuzma-Dimyen, Habibi Neccar, Ayasofya, Kudüs, Kabe vb “Evvelden Ahire” her inanca açıktır.  Bundan dolayı bu kutsal yerler her inanca ve kutsal kitaplarına açık olmalıdır. Fakat maalesef her yeri kendimiz için özelleştirme ilkelliğine düştüğümüz çoktur.

                                        MEVLÜD ORUÇ

Güney Kültür ve Ekoloji Samandağ İlçesi /Antakya İli