ORUÇ’TAN EŞİT YURTTAŞLIK VE HAK ÇAĞRISI
Güney Ekoloji ve Kültür Sözcüsü Mevlüd Oruç , Türkiyeli Arap Alevilerin (Nusayrilerin) toplumsal ve kültürel kimlikleriyle Cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit yurttaşlık talebini yineledi. Oruç, Arap Alevilerin Türkiye toplumunun asli unsurlarından biri olduğunu, ancak devlet politikaları ve uygulamalarında hâlâ ayrımcılığa uğradıklarını vurguladı. “Türkiye’nin Her Yerinde Toplumsal Harmoniye Katkı Sağlıyoruz” Oruç açıklamasında, Türkiyeli Arap Alevilerin (TAA–Nusayrilerin) toplumsal yapısının ü
Güney Ekoloji ve Kültür Sözcüsü Mevlüd Oruç, Türkiyeli Arap Alevilerin (Nusayrilerin) toplumsal ve kültürel kimlikleriyle Cumhuriyetin ikinci yüzyılında eşit yurttaşlık talebini yineledi. Oruç, Arap Alevilerin Türkiye toplumunun asli unsurlarından biri olduğunu, ancak devlet politikaları ve uygulamalarında hâlâ ayrımcılığa uğradıklarını vurguladı.

“Türkiye’nin Her Yerinde Toplumsal Harmoniye Katkı Sağlıyoruz”
Oruç açıklamasında, Türkiyeli Arap Alevilerin (TAA–Nusayrilerin) toplumsal yapısının üç temel sütun üzerinde yükseldiğini belirtti: Türkiyelilik, Arapça ve Alevilik.
Adana, Mersin ve Hatay başta olmak üzere birçok ilde yoğun nüfusa sahip olan Arap Alevilerin; eğitimden askeriyeye, inşaattan turizme kadar Türkiye’nin her bölgesinde üretime ve toplumsal yaşama katkı sunduğunu ifade etti.
Ancak, Cumhuriyet değerlerine bağlılıklarına rağmen, eşit yurttaşlık haklarından tam olarak yararlanamadıklarını söyledi:
“Resmiyette eşit yurttaşız ama fiiliyatta hâlâ gayri makbul vatandaş muamelesi görüyoruz.”
“Tek Tipçilik, İnanç ve Kimlik Çeşitliliğini Yok Sayıyor”
Oruç, devletin uzun yıllardır benimsediği tekçi anlayışın, toplumdaki inanç ve kültür çeşitliliğini bastırdığını belirtti.
“Nasıl tek tip Sünnilikten, tek tip Hristiyanlıktan bahsedilemezse, tek tip Alevilikten de bahsedilemez. Din ve inanç, laboratuvar ispatı olan olgular değildir,” dedi.
Devletin laiklik ilkesine rağmen, Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden “resmî mezhep” dayatmasının sürdüğünü dile getiren Oruç, kamu istihdamında da Arap Alevilerin sistematik olarak dışlandığını söyledi:
“Emniyet, askerîye, bakanlıklar, valilik, kaymakamlık gibi yapılarda Arap Alevilerin varlığı istisnai düzeydedir.”
“Çevresel Irkçılığa Son Verilsin”
Deprem, imar ve enerji projeleri bahanesiyle Arap Alevi bölgelerinde mülksüzleştirme yaşandığını iddia eden Oruç, özellikle Hatay, Defne ve Samandağ ilçelerinde çevresel tahribatın halkın yaşam alanlarını tehdit ettiğini söyledi.
“Depremde konut için, rüzgârda RES için, kuş uçtu, kurbağa sıçradı diye bizim mülklerimize el konuluyor. Bu, çevresel ırkçılıktır,” ifadelerini kullandı.
“Anadil ve Çok Dilli Eğitim Temel Haktır”
Oruç, Türkçenin ortak ve birleştirici dil olduğunu vurgulamakla birlikte, Arapça’nın da anadil olarak yaşatılması gerektiğini söyledi:
“Anadilimizi konuşmak, okumak, yazmak en doğal haktır. Gelişmiş ülkeler çocuklarına çok dil öğretmek için çabalarken, biz mevcut çok dilliliğimizi bastırıyoruz. Bu, kendi ayağımıza sıkmaktır.”
“Evrensel İnsan Hakları Kapsamında Eşitlik”
Açıklamada, BM İnsan Hakları Beyannamesi’nin 18. Maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AHİS), Helsinki Nihai Senedi, Paris Şartı ve Kopenhag Kriterleri hatırlatılarak, Türkiye’nin de bu hak ve özgürlükleri kendi yurttaşlarına eksiksiz olarak uygulaması gerektiği vurgulandı.
“Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılını demokrasi, insan hakları ve özgürlüklerle taçlandırmalıyız. Arap Alevilerin ve tüm vatandaşların evrensel haklarını ‘ama’ ve ‘fakat’sız tanımalıyız.”
“Adil İstihdam ve Mülkiyet Hakkı”
Oruç, kamu kurumlarında Arap Alevilere yönelik adil istihdam politikalarının hayata geçirilmesini, tapu iptalleri ve mülksüzleştirme uygulamalarının son bulmasını istedi.
“Küçük geçimlik mülklerimiz kamu yatırımlarına feda edilmemeli. Hazine ve kamu arazileri dururken halkın elindeki son topraklara göz dikilmemelidir.”
Ümit Dadük Sağaltıcı

التعليقات (0)
Facebook Comments