ALEVİLİĞE NASIL SAHİP ÇIKILIR

Salim DİYAP Türkiye’de toplumsal kimlikler tarihsel olarak çoğu kez siyasal stratejilerin konusu olmuş, inanç toplulukları ise ya görünmez kılınmış ya da araç sallaştırılmıştır. Alevilik de bu süreçlerden bağımsız değildir. Bugün “Aleviliğe sahip çıkmak” ifadesi etrafında yürütülen tartışmalar, çoğu zaman Aleviliği yalnızca görünürlük veya kimlik dayatması üzerinden değerlendirmektedir. Oysa mesele, bundan çok daha derin bir anlam taşır. Aleviliğe sahip çıkmak, Aleviliği sürekli bir vitrin ögesi

ALEVİLİĞE NASIL SAHİP ÇIKILIR

Salim DİYAP

Türkiye’de toplumsal kimlikler tarihsel olarak çoğu kez siyasal stratejilerin konusu olmuş, inanç toplulukları ise ya görünmez kılınmış ya da araç sallaştırılmıştır. Alevilik de bu süreçlerden bağımsız değildir. Bugün “Aleviliğe sahip çıkmak” ifadesi etrafında yürütülen tartışmalar, çoğu zaman Aleviliği yalnızca görünürlük veya kimlik dayatması üzerinden değerlendirmektedir. Oysa mesele, bundan çok daha derin bir anlam taşır.

Aleviliğe sahip çıkmak, Aleviliği sürekli bir vitrin ögesi gibi sergilemek, başkalarının gözüne sokmak değildir. Bu yaklaşım, Aleviliği dar bir kimlik siyasetine indirger. Gerçek sahip çıkma, onun tarihsel ve kültürel değerlerinin kötü niyetli kişi ve gruplar tarafından araçsallaştırılmasının önüne geçmektir. Başka bir ifadeyle, Aleviliği zalimin, katilin ya da hainin eline bırakmamaktır.

Sosyolojik açıdan bakıldığında, dini ve kültürel değerlerin siyasal çıkarlar uğruna istismar edilmesi yeni bir olgu değildir. İslam tarihinden modern ulus devlet pratiklerine kadar pek çok örnekte, inanç kimlikleri toplumsal kutuplaşma ve hegemonya üretme aracı haline getirilmiştir. Bu bağlamda Aleviliğin korunması, yalnızca inanç özgürlüğü bağlamında değil, aynı zamanda toplumsal barışın sürdürülmesi açısından da kritik bir önem taşır.

Aleviliğe sahip çıkmak; onu bir ayrışma veya düşmanlık unsuru haline getirmemek, aksine adalet, eşitlik, hakikat arayışı ve insan onuru gibi evrensel değerler üzerinden savunmaktır. Bu sahiplenme, Aleviliğin öznelliğini ve özgünlüğünü korumayı, onu siyasal çıkarların gölgesinden uzak tutmayı gerektirir

Sözün özü: Aleviliğe sahip çıkmak bir kimlik dayatması değil, etik bir bütünlüğün korunmasıdır. Asıl sahiplenme, Aleviliğin tarihsel hafızasını, kültürel mirasını ve inanç değerlerini koruyarak, onun istismara açık hale gelmesine engel olmaktır.

Gerçek sahiplenme budur. Aleviliğe ve Alevilere böyle sahip çıkılır.