PSİKOLOJİK DAYANIKLILIĞIN SIRRI KENDİMİZE SÖYLEDİĞİMİZ SÖZLERDE!
Sevgili Samandağlılar, merhaba… Hayatın getirdiği zorluklar, belirsizlikler ve her gün göğüslemek zorunda kaldığımız yükler karşısında ayakta kalabilmenin yolu, aslında kendi içimizde verdiğimiz o sessiz mücadelede gizli. Uzmanlar, “kendine iltifat etme” alışkanlığının sanıldığından çok daha derin bir psikolojik temele sahip olduğunu belirtiyor. Gerçekçi ve yapıcı bir iç konuşma, ruh sağlığımızı ve özsaygımızı korumanın en güçlü kalkanı olarak karşımıza çıkıyor. Öz-onaylama, kendini abartmak ya
Sevgili Samandağlılar, merhaba…
Hayatın getirdiği zorluklar, belirsizlikler ve her gün göğüslemek zorunda kaldığımız yükler karşısında ayakta kalabilmenin yolu, aslında kendi içimizde verdiğimiz o sessiz mücadelede gizli. Uzmanlar, “kendine iltifat etme” alışkanlığının sanıldığından çok daha derin bir psikolojik temele sahip olduğunu belirtiyor. Gerçekçi ve yapıcı bir iç konuşma, ruh sağlığımızı ve özsaygımızı korumanın en güçlü kalkanı olarak karşımıza çıkıyor.

Öz-onaylama, kendini abartmak ya da kusursuz görmek demek değildir; aksine, en zor zamanlarda bile kendi güçlü yönlerimizi, emeğimizi ve değerimizi fark edebilmek anlamına gelir. Eleştirildiğimizde, başarısız olduğumuzda ya da sarsıcı yaşam olaylarıyla karşılaştığımızda benlik algımız yara alabilir. İşte tam da bu noktada, yalnızca eksiklere değil, sahip olduğumuz değerlere de bakabildiğimizde psikolojik dengemizi korumamız kolaylaşır.
Kişinin Kendisiyle Kurduğu Dil Değiştikçe, Olayları Değerlendirme Biçimi De Değişiyor
Kendimize söylediğimiz sözler yalnızca anlık moral verici cümlelerden ibaret değil. Yapılan araştırmalar, beynimizin bu sürece biyolojik olarak da yanıt verdiğini gösteriyor. Kendimizle ilgili gerçekçi ve olumlu değerlendirmeler yaptığımızda, beynimizdeki ödül sistemi ve duygu düzenleme mekanizmaları çok daha etkin çalışıyor; stres karşısında verdiğimiz savunmacı tepkiler azalıyor.
Bu süreçte olumlu iç konuşma ile kendine iltifat etmeyi birbirinden ayırmak gerekiyor:
Olumlu İç Konuşma: "Şu an zorlanıyorum ama bunun üstesinden gelebilirim" veya "Hata yaptım, bunu telafi edebilirim" gibi bizi geleceğe hazırlayan yapıcı genel diyaloglardır.
Kendine İltifat Etmek: "Bugün sabırlı davrandım", "Bu iş için gerçekten emek verdim" gibi doğrudan kendi çabamızı, davranışımızı ve karakterimizi takdir etmektir. Bu da kendimizle kurduğumuz bağın niteliğini güçlendirir.
Kendimizi Yalnızca Sonuçlar Üzerinden Değerlendirmemeliyiz
Bu yaklaşımın hayatımızda gerçekten işe yarayabilmesi için iki önemli kurala dikkat etmemiz gerekiyor:
Gerçekçilik: Söylediğimiz sözlerin gerçek yaşantımıza ve çabamıza dayanması şarttır. Özsaygıyı besleyen şey yalnızca büyük başarılar değildir; gösterdiğimiz küçük bir çaba, kararlılık, sabır ve yeniden deneme cesareti de benlik algımızın en önemli parçasıdır.
Davranışı Kişilikten Ayırmak: Birçoğumuz başarılı olduğunda bunu "zaten olması gereken bu" diye küçümserken, en küçük bir hatayı kimliğimizin tamamına mal edebiliyoruz. Oysa başarısız bir adım atmak, bizi "başarısız bir insan" yapmaz. Davranış ile kişiliği birbirinden ayırabilmek, psikolojik dengenin anahtarıdır.
Sağlıklı Bir İç Konuşma Ne Eksikleri Gizler Ne de Kusurlara Odaklanır
"Kendine iltifat etmek, kendini kandırmak mıdır?" sorusunun cevabı, gerçeklikle kurduğumuz ilişkide saklıdır. Sağlıklı bir iç iletişim, ne eksikleri görmezden gelir ne de yalnızca kusurlara odaklanır.
Kendini kandırmak, gerçekliği çarpıtmakla başlar. Sürekli kusursuz olduğunu söylemek de sürekli yetersiz olduğunu düşünmek de insanı gerçeklikten uzaklaştırır. Önemli olan, kendimizi uçlarda değil, olduğumuz gibi kabul edip değerlendirebilmektir.
Sevgili Samandağlılar; Kendimize Adil Davrandığımızda Özsaygımız Güçlenir
Gelin, bugünden itibaren kendimiz için küçük bir adım atalım. Günün sonunda birkaç dakikamızı ayırıp şu soruları kendimize soralım:
"Bugün hangi davranışımdan memnunum?"
"Bugün hangi konuda, ne kadar emek verdim?"
"Yakın bir arkadaşım aynı şeyi yaşasaydı, ona moral vermek için ne söylerdim?"
Çoğu zaman başkalarına gösterdiğimiz şefkati ve anlayışı kendimizden esirgiyoruz. Oysa insan kendisine karşı daha adil davranabildiğinde, özsaygısı dışarıdan gelecek onaylara daha az bağımlı hâle gelir.
Ruh sağlığımızı güçlendiren şey, sürekli sahte bir iyimserlikle olumlu düşünmeye çalışmak değil; başarıyı da hatayı da aynı gerçekçilikle kucaklayabilmektir. Belki de bu topraklarda üreten, direnen ve yaşayan insanlar olarak kendimize söyleyebileceğimiz en kıymetli söz şudur:
"Mükemmel değildim ama elimden gelenin en iyisini yaptım."
Unutmayalım ki içsel iyileşme ve gerçek dayanıklılık, tam da bu adil kabulle başlar.
Sessiz Diyalog

Comments (0)
Facebook Comments