ANTAKYA: YIKILAN HAYALLER, YÜKSELEN UMUTLAR...

Keskin Bakış / Hüseyin Zorkun yazıyor… Medeniyetler şehri Antakya… Tarihin her sayfasında farklı bir hikâyeye ev sahipliği yapmış, yedi kez yıkılmış, sekizinci kez küllerinden doğmuş bir şehir. İnsanlığın kardeşlik ve barış içinde yaşadığı bu topraklar, 6 Şubat 2023 sabahı asrın felaketiyle yerle bir oldu. Saat 04.17’de şehri vuran o dehşet anı, sadece binaları değil, umutları, hayalleri ve yaşamlarımızı da enkaz altında bıraktı. O gece karanlıkla birlikte yüreklere çöken çaresizlik hâlâ gözleri

ANTAKYA: YIKILAN HAYALLER, YÜKSELEN UMUTLAR...

Keskin Bakış / Hüseyin Zorkun yazıyor…

Medeniyetler şehri Antakya… Tarihin her sayfasında farklı bir hikâyeye ev sahipliği yapmış, yedi kez yıkılmış, sekizinci kez küllerinden doğmuş bir şehir. İnsanlığın kardeşlik ve barış içinde yaşadığı bu topraklar, 6 Şubat 2023 sabahı asrın felaketiyle yerle bir oldu. Saat 04.17’de şehri vuran o dehşet anı, sadece binaları değil, umutları, hayalleri ve yaşamlarımızı da enkaz altında bıraktı.

O gece karanlıkla birlikte yüreklere çöken çaresizlik hâlâ gözlerimin önünde. Soğuk ve yağışlı bir havada enkaz altından yükselen yardım çığlıkları, sokaklarda korku ve acıyla dolu yüzler... İlk iki gün, hiçbir yardım ulaşmadı. Antakya kaderine terk edilmiş bir şehir gibiydi. İnsanlarımız enkaz altında can verdi, donarak öldü. Kaldırımlarda battaniyelere sarılmış bedenler, yüreğimize kazınmış birer yara oldu.

Aradan 22 ay geçti ama acımız hâlâ taptaze. O gece yaşadığımız her saniye zihnimizde yankılanıyor. Kaybettiğimiz dostlarımız, ailemiz, sokaklarımız, mahallelerimiz ve hayallerimiz için her gün yas tutuyoruz. Her gece gözyaşı dökerken gündüzleri güçlü görünmeye çalışıyoruz. Yeniden ayağa kalkmak için, bu şehirden vazgeçmemek için savaşıyoruz. Ama her geçen gün daha da yoruluyoruz.

Antakya, bir zamanlar medeniyetlerin buluşma noktasıydı. Şimdi ise bir şantiyeye dönüşmüş durumda. Hafriyat kamyonları, beton mikserleri ve tırlar adeta şehirde terör estiriyor. Deprem bizi öldüremedi ama bu vicdansız araç şoförleri her gün can alıyor. Trafik kazaları, ezilen hayallerin üstüne her gün yeni bir acı ekliyor. Yetkililer bu teröre dur demekte yetersiz kalıyor.

Tüm bu zor koşullara rağmen, gazetecilik yapmaya devam ediyorum. Depremin ilk anından itibaren, hem enkazdan insan kurtardım hem de şehrimin sesi oldum. Acılarımızı, yardım çığlıklarımızı dünyaya duyurdum. Gazeteci olmanın sorumluluğu, bu felaketin içinde bile beni ayakta tuttu. Ancak sıfırdan başlamak kolay değil. Evimiz, işimiz, gelirimiz, tüm mal varlığımız enkaz altında kaldı.

Antakya’dan vazgeçemiyoruz. Bu şehir bizim sevdamız. Burada doğduk, burada yeniden doğduk. Şimdi, hayata tutunmak için sevgiye, ilgiye, maddi ve manevi desteğe ihtiyacımız var. Yeniden bir düzen kurmak, kaybettiklerimizin yerine bir şeyler koymak için mücadele ediyoruz. Ama zaman zaman tükeniyoruz. Çaresizlik içinde, tutunacak bir dal arıyoruz.

Bu yazıyı yazarken, hâlâ yüreğimde taşıdığım acıyı ve öfkeyi saklayamıyorum. Ancak biliyorum ki Antakya, daha önce olduğu gibi, yine küllerinden doğacak. Tarih bize bunun mümkün olduğunu gösterdi. Yıkılan bir şehri yeniden kurmak zor, ama imkânsız değil. Yeter ki sesimizi duyacak, bu mücadeleye ortak olacak eller bize uzansın.

Ve biz, bu şehrin evlatları, Antakya’yı yeniden ayağa kaldıracağız. Çünkü bizler, sadece hayatta kalmayı değil, hayatı yeniden inşa etmeyi de biliriz.