BRİTANYA ALEVİ FEDERASYONU’NDAN 25 KASIM MESAJI: "GÜCÜMÜZÜ BOYUN EĞMEYEN YOLUMUZDAN ALIYORUZ"

Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Alevi inancının eşitlikçi özüne vurgu yaparak, Suriye’den Türkiye’ye, Latin Amerika’dan Avrupa’ya uzanan kadın mücadelesini selamladı. Açıklamada, "Kadınlar özgür olmadıkça, hiçbir toplum özgür değildir" denildi. Britanya Alevi Federasyonu, 25 Kasım vesilesiyle yayımladığı açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin küresel bir insanlık suçu olduğuna dikkat çekti. Alevi

BRİTANYA ALEVİ FEDERASYONU’NDAN 25 KASIM MESAJI:

Britanya Alevi Federasyonu (BAF), 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, Alevi inancının eşitlikçi özüne vurgu yaparak, Suriye’den Türkiye’ye, Latin Amerika’dan Avrupa’ya uzanan kadın mücadelesini selamladı. Açıklamada, "Kadınlar özgür olmadıkça, hiçbir toplum özgür değildir" denildi.

Britanya Alevi Federasyonu, 25 Kasım vesilesiyle yayımladığı açıklamada, kadınlara yönelik şiddetin küresel bir insanlık suçu olduğuna dikkat çekti. Alevi geleneğinin kadın eşitliğini ve direnişini esas aldığını belirten Federasyon, Mirabel Kardeşler’in mirasına sahip çıkarak, kadınların şiddet, sömürü ve eşitsizliğe karşı isyanı büyüttüğünü vurguladı.

BAF tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler öne çıktı: "Gücümüzü diz çökmeyen, boyun eğmeyen yolumuzdan alıyoruz. Erkek egemen sistem kadının emeğini görünmez kılsa da biz kadınlar şiddete ve sömürüye karşı direnişi büyütüyoruz."

"Suriye'de Kadın Kırımı: Sessiz Bir Kıyım"

Açıklamada, savaşın gölgesindeki Suriye'de kadınların yaşadığı ağır travmalara özel bir parantez açıldı. Savaşın sadece şehirleri değil, kadınların bedenini ve ruhunu da bir enkaza çevirdiği belirtilerek, bu durum "bilinçli bir kadın kırımı stratejisidir" şeklinde nitelendirildi.

Hevrin Halef gibi kadın siyasetçilerin hedef alınmasının tesadüf olmadığına dikkat çekilen metinde; tecavüz, kaçırılma ve infazların kadınları kamusal alandan silmek için bir savaş aracı olarak kullanıldığı ifade edildi.

Türkiye’de Cezasızlık ve İstanbul Sözleşmesi Vurgusu

Türkiye’deki kadın cinayetlerine ve hukuk sistemindeki aksaklıklara da değinilen açıklamada, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmenin kadınları daha savunmasız bıraktığı belirtildi.

Açıklamada şu tespitlere yer verildi: "Türkiye’de kadınlar her gün aynı karanlık koridordan geçiyor. Korunmayan koruma kararları ve cezasızlıkla cesaretlenen saldırganlar yüzünden kadınlar, en güvenli olmaları gereken yerlerde, evlerinde öldürülüyor. Bugün kadınlar sadece şiddete karşı değil, şiddeti meşrulaştıran politik iklime karşı da mücadele veriyor."

"Sınır Tanımayan Bir Salgın"

Kadına yönelik şiddetin coğrafya tanımadığına dikkat çeken BAF, Latin Amerika’dan Avrupa’ya ve Afrika’ya kadar küresel verileri hatırlattı. Ekonomik ve politik çıkarların kadınların yaşam hakkının önüne geçtiğini belirten Federasyon, dünyanın harekete geçmekte yavaş kaldığını savundu.

"Biz Varız ve Birbirimizin Sesiyiz"

Açıklamanın sonuç bölümünde ise umut ve kararlılık mesajı verildi. 25 Kasım’ın sadece bir yas günü değil, küresel bir direniş günü olduğu belirtilerek şu çağrıda bulunuldu:

"Suriye’de savaşın ortasında yaşamı kuran, Türkiye’de sokaklarda yürüyen, Avrupa’da adalet arayan tüm kadınlar aynı zincirin halkalarıdır. Kadın cinayetlerini durdurmak ve kadın kırımını görünür kılmak için daha fazla ses çıkarmak zorundayız. Kadınlar eşit olmadıkça, hiçbir gelecek gerçek bir gelecek değildir."

Açıklama, Alevi inancındaki yola ışık olan kadınlara atıfla, "Aşk olsun yola çereğ olan kadınlara!" sözleriyle son buldu.

Ümit Dadük Sağaltıcı