DEPREMZEDE SAMANDAĞ ESNAFI BORÇ ÇIKMAZINDA

Samandağ’daki depremzede esnaf ve sanatkârların içinde bulunduğu zorlu süreç, felaketin yaralarının sarılması gereken bu dönemde, ertelenen borçların baskısıyla derin bir endişeye dönüştü. İşyerleri yıkılan, malları enkaz altında kalan ve ticari hayatları durma noktasına gelen binlerce esnafın yeniden hayata tutunma mücadelesi verirken karşılaştığı bu ödeme yükümlülükleri, bölgenin ekonomik canlanmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak önlerinde duruyor. Mevcut Durum ve Endişenin Kayna

DEPREMZEDE SAMANDAĞ ESNAFI BORÇ ÇIKMAZINDA

Samandağ’daki depremzede esnaf ve sanatkârların içinde bulunduğu zorlu süreç, felaketin yaralarının sarılması gereken bu dönemde, ertelenen borçların baskısıyla derin bir endişeye dönüştü. İşyerleri yıkılan, malları enkaz altında kalan ve ticari hayatları durma noktasına gelen binlerce esnafın yeniden hayata tutunma mücadelesi verirken karşılaştığı bu ödeme yükümlülükleri, bölgenin ekonomik canlanmasının önündeki en büyük engellerden biri olarak önlerinde duruyor.

Mevcut Durum ve Endişenin Kaynağı

Depremin ardından Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SGK tarafından ilan edilen "Mücbir Sebep Hali" ile vergi, SGK prim borçları ve Halk Bankası gibi finans kuruluşlarına olan kredi borçlarının ertelenmesi, esnafa nefes alma imkânı sunmuştu. Ancak, aradan geçen süreye rağmen bölge ekonomisi beklenen hızda toparlanamadı, ticari hayat normalleşemedi ve müşteri potansiyeli eski seviyesine ulaşamadı.

Konteyner çarşılarda ya da geçici yerlerde faaliyet göstermeye çalışan esnaf, hem yeni bir iş kurmanın zorluklarıyla hem de düşük taleple mücadele ediyor. Bu ortamda, ertelenen borçların faizleriyle birlikte toplu ya da kısa vadeli taksitlerle geri ödeme takviminin yaklaşması, esnafı derin bir çıkmaza sokmuştur. Birçok esnaf, kazanç elde edemediği bu dönemde borçlarını ödeme imkânının olmadığını dile getirirken, işletmeyi kapatmanın bile geçmiş borçlardan kurtulmaya yetmeyeceği gerçeğiyle yüzleşiyor.

Beklentiler ve Acil Çözüm Önerileri

Hatay Samandağ ve benzer durumdaki tüm deprem bölgesi esnafı için kalıcı, sürdürülebilir ve adil bir çözüm elzemdir. Bu, sadece esnafı değil, bölgenin sosyal ve ekonomik yapısını da ayakta tutmanın tek yoludur.

1. Borçların Radikal Bir Şekilde Yeniden Yapılandırılması:

Uzun Vadeli ve Faizsiz Erteleme: Ertelenen vergi ve SGK prim borçları ile kredi borçları için "Mücbir Sebep Hali"nin, bölge ticari hayatı tamamen normalleşene kadar uzatılması gerekmektedir. Akabinde, bu borçların herhangi bir faiz veya maliyet eklenmeksizin, en az 3-5 yıl gibi çok uzun bir vadeye yayılması ve küçük taksitlerle ödenmesi sağlanmalıdır.

Kısmi Borç Silme (Hibe Dönüşümü): Özellikle küçük ve mikro ölçekli esnafın, depremde tamamen yok olan veya ağır hasar gören işyerleri ve malları göz önüne alınarak, bir miktar borcunun (özellikle düşük limitli krediler ve geçmiş dönem faizleri) hibe kapsamına alınarak silinmesi, hayati bir can suyu olacaktır.

2. Finansman ve Destek Mekanizmalarının Güçlendirilmesi:

"Hayata Dönüş" Kredilerinde Yeni Kolaylık: Halk Bankası ve Esnaf Kefalet Kooperatifleri aracılığıyla kullandırılan mevcut ve yeni kredilerde ödemesiz dönemin uzatılması ve faiz oranlarının sembolik seviyelere çekilmesi veya tamamen sıfırlanması gerekmektedir. KOSGEB gibi kurumlar tarafından sağlanan hibe ve desteklerin kapsamı ve miktarı, bölgenin ihtiyaçları doğrultusunda artırılmalıdır.

Teminat Kolaylığı: Yeniden iş kurmak isteyen ancak teminat gösteremeyen esnafa, Kredi Garanti Fonu (KGF) benzeri mekanizmalarla tam kefalet sağlanarak finansmana erişimleri kolaylaştırılmalıdır.

3. Vergi ve İstihdam Teşvikleri:

Geçici Vergi Muafiyeti: Depremden etkilenen esnaf ve sanatkârlara, ticari faaliyetlerinin yeniden ivme kazanması için 2-3 yıl süreyle Kurumlar Vergisi ve Gelir Vergisi muafiyeti uygulanmalıdır.

SGK Prim Desteği: İstihdamı teşvik etmek amacıyla, esnafın yeniden işe aldığı veya yeni istihdam ettiği personel için SGK işveren payının tamamının belirli bir süre devlet tarafından karşılanması büyük önem taşımaktadır.

Samandağ esnafının çığlığı, sadece bireysel bir borç sorunu değil, bölgesel bir ekonomik krizin habercisidir. Devletin "Mücbir Sebep Hali" uygulamasını borçların ertelemesinin ötesine taşıyarak, faizsiz uzun vadeli yapılandırma ve kısmi borç silme gibi radikal çözümlerle esnafın omuzlarındaki bu ağır yükü alması, bölgenin geleceği için kritik bir adımdır.

Aksi takdirde, binlerce işletmenin kepenk kapatması ve bölgenin ekonomik çöküntüsü kaçınılmaz olacaktır. Çözüm, sadece erteleme değil, yaraları kökten saracak kalıcı bir rehabilitasyon planıdır.

Ümit Dadük Sağaltıcı