Engelli Çocuğu Olan Anneden SİZLERE MEKTUP

Yenigün Işığı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Öğrenci Velisi Bugün sizlere, toplumun önemli bir parçası olan engelli çocukları olan anneler adına yazıyorum. Birçok zorlukla karşılaşan, her gün hayatta kalabilmek için büyük bir mücadele veren bizlerin sesini duyurmak istiyorum. Belki de çoğumuzun fark etmediği ya da görmezden geldiği engelli çocuklarımızın dünyasına bir adım atmanızı rica ediyorum. Hep birlikte, bu ülkenin her bireyinin yaşam hakkına, onuruna ve mutluluğuna sahip olduğunu

Engelli Çocuğu Olan Anneden SİZLERE MEKTUP

Yenigün Işığı Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, Öğrenci Velisi

Bugün sizlere, toplumun önemli bir parçası olan engelli çocukları olan anneler adına yazıyorum. Birçok zorlukla karşılaşan, her gün hayatta kalabilmek için büyük bir mücadele veren bizlerin sesini duyurmak istiyorum. Belki de çoğumuzun fark etmediği ya da görmezden geldiği engelli çocuklarımızın dünyasına bir adım atmanızı rica ediyorum. Hep birlikte, bu ülkenin her bireyinin yaşam hakkına, onuruna ve mutluluğuna sahip olduğunu unutmamalıyız.

Engelli bir çocuk sahibi olmak, hayatta karşılaşılan en zorlu deneyimlerden biridir. Belki karşı görüşte olan dostlarım vardır ben kendi adıma konuşayım, ben çok zorlandım. Bir yandan çocuğumuzun ihtiyaçlarına cevap verirken, diğer yandan toplumsal normlara, çeşitli engelleri aşma çabalarına ve bazen kendi psikolojik sağlığıma karşı ciddi bir savaş verdim. Birçok anne gibi ben de engelli çocuğumla her gün yeniden doğuyorum ve her gün, en basit işleri bile gerçekleştirebilmek için büyük bir sabır ve özveri gösteriyorum. Ancak yıllarca, bu mücadele yalnızca annelerin omuzlarına yüklenmiş durumdaydı. Anne tek başına yeterli miydi? Ya da sadece annenin alması gereken bir görev mi bu?

Bence toplumun her bir bireyi, engelli çocuklarımızın yaşamını kolaylaştırmak için adımlar atmalı. Engelli bir çocuk büyütmenin getirdiği zorluklar, fiziksel ve duygusal açıdan oldukça yıpratıcı olabiliyor. Fakat en büyük yük, çoğu zaman toplumsal anlayış eksikliklerinden kaynaklanıyor. Toplumumuzda engellilik, genellikle “öteki” olarak görülür. Bu, engelli bireylerin ve onların ailelerinin dışlanmasına, yalnızlaştırılmasına neden oluyor. Oysa engelli bir çocuk, demek yerine Özel Bir birey demek; Engeliler haftasını kutlamak yerine engelli haftasında özel bireyleri anlamak şekline evrilse; diğer çocuklar gibi sevgiyle, ilgiyle, eğitim ve sağlıklı bir sosyal yaşam ortamı sunulsa durum ne kadar farkılı olurdu. Yükümüz ne kadar hafiflerdi? Özel bireyler de kendilerini sizden hisseder; hayata katılmayı, arkadaş edinmeyi, okula gitmeyi, sinemaya veya parka gitmeyi, kısacası normal bir yaşam sürmeyi daha kısa sürede hayatlarına katabilirlerdi.

Fakat toplumun engelli bireyler konusunda eksik bilgilendirilmesi ve empati yoksunluğu, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Samandağı’ında bir anne olarak, çocuğumla birlikte alışverişe gitmek, parka gitmek, bir doktora başvurmak ya da okul toplantılarına katılmak gibi basit aktivitelerde bile gidemiyorum. Deprem öncesi sokaklarda çouğumun aracını kullanabileceğim kaldırımlar yoktu. Şimdi ise her yer yerle bir! Bunu bırakın her yerde engellerle karşılaşıyorum. Sadece fiziksel engeller değil, aynı zamanda insanların bakış açıları, duyarsızlıkları da bizi yaralayan yıpratan diğer nedenler arasında. Engelli çocukların anneleri olarak bizler, bazen sadece hayatta kalmaya çalışıyoruz. Ancak yalnız olmadığımızı bilmek, yanımızda olan insanları görmek bizler için çok önemli. Bu yüzden, sizden tek bir ricada bulunuyorum: Engelli bireyler demek yerine Özel Bireyler diyerek ve onların ailelerine daha fazla anlayış, sabır ile destek göstermenizi temenni ediyorum.

Bu noktada devletin ve toplumun sorumluluğu büyük. Eğitim kurumları, sağlık hizmetleri, kamu alanları ve sosyal hizmetler, özel bireyler için erişilebilir olmalı. Çocuklarımızın eğitimi için okullar daha fazla fırsat sunmalı. Fırsat yok mu elbette var ancak orada çocuklarımızla ilgilenen öğretmenler ne kadar yeterli! Eğitimciler bu konuda daha fazla eğitim almalıdır. Ben oğlum için kurumlar arasında o kadar git gel yaptım ki! Şükür bulunduğum yer, ona da bize de iyi geldi. Oğlum hem bedensel hem ruhsal olarak iyi. Ona el uzatan tüm öğretmenlere teşekkür ediyorum. Belediyeler, engelli çocukların daha rahat hareket edebilmesi için daha fazla erişilebilir alan yaratmalıdır. Toplumun her kesiminde engelli bireyler için daha fazla empati ve duyarlılık geliştirilmelidir.

Benim çocuğum, belki de hayatta bazı şeyleri daha zor yapıyor, ama her gün bana hayatın ne kadar değerli olduğunu, sevginin ve sabrın neler başarabileceğini öğretiyor. O, diğer tüm çocuklar gibi sevgiye, mutluluğa, fırsatlara, yaşam hakkına sahip. Bu yüzden, bizler sadece bir anne değil, aynı zamanda birer savunucu ve değişim yaratıcılarıyız. Çocuğumun hayatını daha iyi hale getirebilmek için el birliğiyle bir toplum inşa etmeliyiz.

Bir özel çocuk annesi olarak, en büyük dileğim, toplumun her bireyinin özel bireylerin hayatlarına dokunması ve onlara daha duyarlı yaklaşmasıdır. Unutmayalım ki, özel birey olarak doğmak bir hastalık değil, bir yaşam gerçeğidir. Ve hepimiz, bu gerçeği kabul etmeli, herkesin eşit haklara sahip olduğu bir dünya kurmalıyız. Sadece Özel çocuklarımız için değil, tüm bireyler için daha adil bir toplum inşa edebilmek için birbirimize destek olmalıyız.

Son olarak, sizlere olan güvenimi yinelemeden geçmek istemiyorum. Her birinizin, engelli çocuklarımızın yaşamına dokunabileceğine inanıyorum. Belki küçük bir gülümseme, belki bir yardım eli, belki de yalnızca daha fazla anlayış göstermek bile çok şey değiştirir. Gelin, hep birlikte bu toplumu daha erişilebilir, daha kucaklayıcı ve daha sevgi dolu hale getirelim.

Sevgi ve saygılarımla…