VİCDANLA CÜZDAN ARASINDA SIKIŞTI İNSANLIĞIMIZ

Günümüz dünyasında ilçemizde insanlık, iki zıt kavram arasında sıkışmış durumda: vicdan ve cüzdan. Bu iki kavram, insanın yaşamını yönlendiren en temel dinamiklerden olmasına rağmen, bazen birbirleriyle çelişir. Vicdan, bireyin doğruyu yanlıştan ayırma, başkalarına zarar vermeme ve adaletli olma duygusudur. Cüzdan ise, bir kişinin ekonomik gücünü, maddi varlıklarını ve çıkarlarını temsil eder. Bu iki kavram, insanın hayatında sıklıkla çatışma yaratır. Vicdan, insanı başkalarının iyiliğini düşünm

VİCDANLA CÜZDAN ARASINDA SIKIŞTI İNSANLIĞIMIZ

Günümüz dünyasında ilçemizde insanlık, iki zıt kavram arasında sıkışmış durumda: vicdan ve cüzdan. Bu iki kavram, insanın yaşamını yönlendiren en temel dinamiklerden olmasına rağmen, bazen birbirleriyle çelişir. Vicdan, bireyin doğruyu yanlıştan ayırma, başkalarına zarar vermeme ve adaletli olma duygusudur. Cüzdan ise, bir kişinin ekonomik gücünü, maddi varlıklarını ve çıkarlarını temsil eder. Bu iki kavram, insanın hayatında sıklıkla çatışma yaratır. Vicdan, insanı başkalarının iyiliğini düşünmeye ve manevi değerleri ön planda tutmaya yönlendirirken, cüzdan genellikle kişisel çıkarlar ve maddi kazançlar etrafında şekillenir.

Modern toplumlarda, bireylerin ekonomik refahı ve maddi kazanımlarının önemi giderek artmıştır. İnsanlar, hayatlarını sürdürmek ve sevdiklerine iyi bir yaşam sunmak amacıyla, sıklıkla cüzdanlarını doldurmanın peşinden giderler. Üzülerek söylemeliyim ki, ilçemde depremle birlikte vicdanla cüzdan arasındaki git gel daha da perçinlendi. Sonuç, halkımız bu süreçte vicdanı, geri planda bıraktı.

Özellikle kapitalist sistemin dayattığı rekabetçi ve çıkarcı ortamda, bireyler birçok zaman başkalarının hakkını gasp etme, doğaya zarar verme veya adaletsiz durumlar yaratma pahasına maddi kazançlarını artırmaya çalışabiliyorlar.

Vicdanla cüzdan arasındaki çatışma, kişisel çıkarlar ve toplumsal sorumluluklar arasındaki dengeyi bulmakta zorlanan bireylerin akıbeti içsel bir mücadeleye dönüşüyor.

Örneğin, büyük bir şirketin çalışanlarına düşük maaşlar ödeyerek büyük karlar elde etmesi, aynı zamanda çevreye zarar veren bir üretim süreci izlemesi vicdanı rahatsız eder. Ancak bu durum, şirketin sahipleri ve yöneticileri için ekonomik açıdan kârlı bir durumdur. Bu gibi durumlar, bireylerin vicdanlarını sorgulamaları ve cüzdanlarına ne kadar bağımlı olduklarını anlamaları adına önemli bir sorudur. İlçemizde mandalina, maydanoz işçiliği 700-800 tl bandında iken, evinize çağırdığınız elektrik, inşaat yahut boyacının sadece verdiği hizmet için aldığı günlüğün, 2500 – 3000 tl arasında olması vicdani mi, cüzdani mi?  

Vicdanın ve cüzdanın çatışması, bireylerin etik sorumluluklarını yerine getirip getirmemeleriyle de ilişkilidir. İnsanlar, bazen daha az kazanç sağlamak veya kısa vadeli maddi kayıplarla yüzleşmek pahasına daha vicdanlı kararlar almak zorunda kalırlar. Bu, bazen bir yardım kuruluşuna bağış yapmak, bazen de çevreyi korumak için daha pahalı ama sürdürülebilir ürünleri tercih etmek olabilir. Ancak toplum, bireyleri ekonomik başarıyla ödüllendirirken, vicdanlı bir tutum sergileyenleri genellikle ödüllendirmez.

Vicdanla cüzdan arasındaki dengeyi kurabilmek, yalnızca bireylerin değil, tüm toplumların üzerinde düşünmesi gereken bir meseledir. Bu dengeyi bulabilmek için, sadece bireysel seçimler değil, aynı zamanda sistemsel değişiklikler de gereklidir. Kapitalist sistemin, daha adil ve vicdanlı bir yapıya bürünmesi, çevreye ve insan haklarına daha duyarlı bir yaklaşım benimsenmesi önemlidir.

İnsanlar, vicdanlarını dinleyerek ve uzun vadeli, sürdürülebilir çözümler üreterek daha adil bir toplum oluşturabilirler. Ancak bu, yalnızca ekonomik çıkarları değil, insanlığın ortak iyiliğini gözeten bir perspektifin benimsenmesiyle mümkün olacaktır. Vicdan ve cüzdan arasındaki bu çatışma, insanlığın kendi değerlerini ve toplumsal sorumluluklarını sorgulamasını teşvik eden önemli bir çağrıdır.

Ümit Dadük Sağaltıcı