YILSONUNA SON YAZI

Bakış Açısı / Ümit Dadük Sağaltıcı 2024'ü Geride Bırakırken 2023'ün başlarında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye'nin ve özellikle Hatay'ın yüzünü değiştirmişti. Bu büyük felaketin yaralarını sarmaya devam ederken, 2024 yılı boyunca bölgede önemli gelişmeler yaşandı. Depremin etkileri, sadece fiziksel yıkımla sınırlı kalmayıp, psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok sorunu da beraberinde getirdi. Binlerce binanın yıkılması, şehrin silinmesiyle büyük bir fiziksel yıkım yaşanırken yen

YILSONUNA SON YAZI

Bakış Açısı / Ümit Dadük Sağaltıcı

2024'ü Geride Bırakırken

2023'ün başlarında yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye'nin ve özellikle Hatay'ın yüzünü değiştirmişti. Bu büyük felaketin yaralarını sarmaya devam ederken, 2024 yılı boyunca bölgede önemli gelişmeler yaşandı. Depremin etkileri, sadece fiziksel yıkımla sınırlı kalmayıp, psikolojik, sosyal ve ekonomik birçok sorunu da beraberinde getirdi.

Binlerce binanın yıkılması, şehrin silinmesiyle büyük bir fiziksel yıkım yaşanırken yeniden inşa çalışmalarına hız verilmesine rağmen, hala tamamlanması gereken çok iş bulunuyor. Özellikle Samandağ ilçemizde yıkım itirazlarının dava boyutuna ulaşması, şuana kadar bitmesi gereken yıkımların bugün 30.12.2024 tarihi itibariyle hala sürmesine neden oldu. Dolayısıyla yıkımlar sürerken alt yapı çalışmaları da aksıyor. İnternet, Elektrik, temiz su ihtiyacı hala en temel eksiklikler arasında.

Yıkım ne yazık ki sadece binalar üzerinde etki etmedi, Depremden etkilenen insanlar, büyük bir psikolojik travma yaşadılar. Kayıpları bulma, yıkımın sürmesi ve belirsizlik uzun süreli psikolojik sorunlara yol açtı. ‘cenazenizi buldunuz mu inşallah, mezar taşı bulamayıp kapıları kullanma, kefen yerine cesetleri battaniye yahut çarşaf kimi zamanda poşetlerde taşıma’ unutmadık. Unutamıyoruz.

21 metrekare içine yahut çadıra bulamayanında derme çatma sera altlarında sığdırılmaya çalışılan yaşamlar, ekonomik belirsizlik beraberinde boşanmaları getirdi. Topluluklar dağıldı, sosyal ilişkiler zayıfladı. Özellikle çocukların eğitiminde yaşanan kesinti ve sosyal çevreden kopuş. Gelecek kaygıları arttı diyemiyorum, ‘vatandaşa göre gelecek var mı ki!’ Deprem, bölgemizin ekonomisini derinden etkiledi. İşsizlik arttı, gelir kaynakları azaldı. Yeniden yapılanma sürecinde ekonomik canlanma için adımlar (çarşıların oluşturulması gibi) atılmasına rağmen, zorluklar ne yazık ki hala devam ediyor. İşletmelerin çoğu yıkımla, kimi de vergi ve SSK borçlarının artması kaygısıyla tek tek kapatılıyor. Mücbir sebep gıdım gıdım uzatılsa da, sonrasının ne olacağı kabusu bitmiyor!

Yardım Çalışmaları ve Dayanışma

Depremin hemen ardından Türkiye'den ve dünyanın farklı köşelerinden büyük bir yardım seferberliği başlatıldı. Gönüllüler, devlet kurumları ve sivil toplum kuruluşları, bölgeye insani yardım ulaştırmak için gece gündüz çalıştılar. Ancak, ihtiyaçların büyüklüğü karşısında, hala daha yapılması gereken çok şey olduğu kayıtsız kalınmaması gereken bir gerçek.

İzninizle burada YİĞİTLERİMİZE (kadınlı – erkekli)  hakkını teslim etmek isterim. İlçemizde şehirlerarası ve uluslararası bağlantıları olan depremin ilk anından sonuna kadar ilçemizde kalarak ‘me rihna nihne hön’ diyen tüm canlar sağ olun var olun, rabbim emsallerinizi arttırsın.  

Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, Türkiye'ye maddi ve manevi destekte bulundu. Bu destekler, arama kurtarma çalışmalarından, barınma ve gıda ihtiyaçlarına kadar birçok alanda kullanıldı. Vatandaşların iddialarına göre, gelen yardımların tamamı halka ulaşmadı ya da hakkaniyetli dağıtılmadı. Olması gereken hakkaniyetli dağıtımdı, ancak yıkımın boyutu – örgütlü olamama dez avantajdı ammma inanın yaşadığımız acı kayıpların yanında bunların miskali zerre kıymeti yok.

Binlerce gönüllü, deprem bölgesine gelerek yardım çalışmalarına katıldı. Enkaz kaldırma, arama kurtarma, gıda dağıtımı gibi farklı görevlerde bulundular. İçlerinde kalbimin en derinliklerinde selam etmek istediğim cesur maden işçisi abim ve kardeşlerim var. Kepçenin hiltinin giremediği noktalarda cenazelerimize zarar vermeden çıkartmak için insan eliyle oyuklar açarak diplere inmeye çalıştıkları anlar hafızamdan silinmez. Selam olsun onlara, var olsunlar.

Yeniden İnşa Süreci ve Gelecek Beklentileri

Depremin yaralarını sarmak ve bölgeyi yeniden inşa etmek uzun ve zorlu bir süreç hala önümüzde. İlçemiz her mahallesinde delikanlı abim ablalarım kendi yaralarını sarmayı bırakıp yardımlara koştular. Bu bir nebze ruhen ayağa kalkmamızda ciddi rol aldı. Biz bize dayanışma yürekleri ısıttı. Bu süreçte, aynı zamanda sosyal, ekonomik ve kültürel dokunun da yeniden inşa edilmesi çok mühim. Bu noktada da çabaların süreceğine eminim.

Depremden etkilenen şehirlerin yeniden inşa edilirken, daha güvenli ve sürdürülebilir bir gelecek için kentsel dönüşüm projeleri hayata geçirilmesi gerekiyor. Bu konuda Samandağ ne yazık ki yol kat edemedi. Rezerv Konusu gündeme geldi; itirazcılar baskın geldi. Bakan’ımız ‘madem istenmiyor yapmıyoruz’ dedi; bugün yeniden Rezerv Konusunun gündeme gelip gelmeyeceği muamma.

Gelecekte yaşanabilecek benzer afetlere karşı daha hazırlıklı olmak için afet risk yönetimi sistemlerinin güçlendirilmesi gerekiyor. İlçemizde bu alanda çalışma yapılmadığı için karne notum koskoca bir 0 (sıfır). Memleket sağda solda nizamsız yapılan yapılarla Afganistan kampına benzer durumda diyeceğim, oraya hakaret olacak. Nede olsa o bölge özü gereği bu durumda değil mi?  

Depremden etkilenen insanların psikolojik iyileşmeleri için uzun süreli destek programları uygulanması gerekiyor. Ara ara belirli noktalara temas çalışmaları yapılmaya çalışılsa da zaten kafayı sıyırmış olan çoğu memleketlimin düzenlenen programa katılması beklendiği için salonlar neredeyse boş. Neden gelsinler ki. Önlerinde koskoca geleceğim ne olacak belirsizliği varken. Bu temasında zayıf olduğunu gören bir yerden karne notum koskocaman bir 0. Bugün bu ilçede sosyal hizmet uzmanları, psikologlar masa başında bürokratik değil ev ev… Hay Allah unuttum bir an ev kalmadı değil mi? Çadır çadır, konteyner konteyner gezip aileler ile birebir temas kurmalı. Nedir bu ihtiyacınız varsa toplantıya bekleriz! Kavramı. Şaka mısınız siz. Ölenler toprak altında, diriler de toprak üstünde ölü. Ne yediğimizin ne içtiğimizin, ne bayramımız ne seyranımızın, tadı kalmadı. Bir ben miyim bunu hisseden, gören? Öyle ise size özür borcum var en çok kafayı sıyıran benmişim demek ki?

Bölgenin ekonomik canlanması için yatırımların artırılması, istihdamın sağlanması ve küçük işletmelerin desteklenmesi gerekiyor diyorum YOK - 0.

Bu işin bir başka cephesinde ilçemde kurulu kooperatiflere Samandağ Belediye Yönetimi el uzatmak yerine, kendi kooperatifini kuruyor. Nasıl yani küçük olsun benim olsun hesabı mı? Neden mevcut büyütülmüyor?  Halk bunun neresinde. İzahat var mı? YOK.  Yazma sebebim de bu ya! Konuşsa zatı ali, ne oluyor anlayacağız.

Deprem bizi birilerinin aşı yeniden kısmen de olsa pişene dek bir araya getirebildi. Ama daha sonrası facia.

Ama size bir anımı anlatmadan yazı sonuna gelmeyeceğim.

Depremde en dibimden büyüyen bir hale ile çevremdeki canlara destek için harekete geçtim. Çok sonra sokağa çıktım. O ana kadar, andayım. Sonra bir Çöğürlü, bir Deniz Mahallesi, bir Mağaracık a bakayım dedim. ABİİİİİİ o ne kör olaydım da görmeyeydim. Boyut atladınız mı hiç, bir andan başka bir ana geçtiniz mi? Bu hayatta yaşayabileceğim en korkunç senaryoydu. Hiçbir senarist bunu yazamaz. O bölgelerde neredeyse yıkım olmamış, hayat kaldığı yerden devam etmiş. Tabi ki çok şükür, çünkü ben o ana kadar Samandağı’nın yerle bir olduğunu düşünüyordum. Neyse, çevre illerden, Uluslararası alandan bize yardım gelirken, ilçemizde birçok mahalle köyden insan; bize gelen yardımlardan yararlanmak için sırada, bizimleydi. Gelin siz izdihamı görün. İnsanlar araçları ile gelip gıda – hijyen- kıyafet depolayıp mağazalarında satışa sundu! Düşünün. Ne üzücüdür ki benzer kareleri haberlerde diğer illerimizde de izledik. Bu sosyal kokuşmuşluk için bugün adım atılmayacak ta ne zaman atılacak.   

1 ay 6 gün sonra yıldönümü değil mi o kara gecenin.    

Farklılıklar bir kenara bırakılarak, dayanışma ve birliktelik ruhuyla insan iyileştirmeye bakmak gerek. Dayanışmaya, insanı iyileştirmeye çalışmakla başlayın. Zira gıda, barınma, ekonomi her türlü çözülür. Ama Eğitim – Öğretimde ipi kaçırdınız mı ahlaki çöküntü başladı mı; artık en dibinizdekinden korkun. Evet, yeniden inşa sürecinde devam etmesi gerekiyor dedim hala aynı noktadayım. Ama insan, lütfen önce insani inşaa…

Hatay depremi, Türkiye'nin en büyük doğal afetlerinden biri olarak tarihe geçti. Bu felaketin yaralarını sarmak uzun zaman alacak. Samandağ Belediyesi Yönetimi (Başkan ve 31 Meclis Üyesi), Sivil Toplum Örgütleri, Siyasi Parti Liderleri, Kanaat Önderlerimiz etkisi ve yetkisi olan herkes dayanışma ve birliktelik ruhuyla hareket ettiğinde; bölge yeniden ayağa kalkabilecek.  Gelecekte yaşanabilecek benzer afetlere karşı daha hazırlıklı olmak için ise afet risk yönetimi sistemlerinin güçlendirilmesi ve bilinçlendirme çalışmalarının yapılması şart. Önümüz 2025 – Şubat - 6 hala acil durumlarda toplanma alanımız yok.

Biz bilye değiliz,  sıra sıra dizilip gelen felaket karşısında darmadağın olalım. Lütfen herkes kendine gelsin. Bizden geçti belki ama geleceğimiz için silkinme vakti.

Yine 10. Köyden seslenen bir yerden; yeni yıl ruhen, bedenen, zihnen şifalandığımız bir yıl olsun. Gerisi zaten sonradan gelir. Seneye görüşmek üzere J Ümit Dadük Sağaltıcı