SAKINCALI BULUNMAYACAK BİR YAZI

Sohbet Köşesi 2: Hasan Yavaş Öyle manalı cümleler kurmayacağım. Ne birini öveceğim, ne de yereceğim birini… Bu yazımı okuyanlar ne demek istedi diye boşuna kafa patlatmasınlar… Kim ne düşünürse düşünsün Hiç dert değil… Çiçekten böcekten bahsedebilirim size Bir Bektaşi fıkrasını anlatabilirim. Birbirine iki kontras duruma bile bir süre sonra uyum sağlandığı bu ülkede sizinle tartışabilirim. Kafalarda otomatik pilot refleksleriniz devredeyken bu çok ağır olur anlatmayım. Havalar serinledi. Çarşaft

SAKINCALI BULUNMAYACAK BİR YAZI

Sohbet Köşesi 2: Hasan Yavaş

Öyle manalı cümleler kurmayacağım.

Ne birini öveceğim, ne de yereceğim birini…

Bu yazımı okuyanlar ne demek istedi diye boşuna kafa patlatmasınlar…

Kim ne düşünürse düşünsün

Hiç dert değil…

Çiçekten böcekten bahsedebilirim size

Bir Bektaşi fıkrasını anlatabilirim.

Birbirine iki kontras duruma bile bir süre sonra uyum sağlandığı bu ülkede sizinle tartışabilirim.

Kafalarda otomatik pilot refleksleriniz devredeyken bu çok ağır olur anlatmayım.

Havalar serinledi. Çarşaftan yorgana geçiyoruz.

Bu memlekette tek başına kalsa da doğruyu söyleyen bir adamı özledim.

Adam dedim

Kadın demedim

Pusuda bekleyenler boşuna heveslenmesin…

Bir cevabınız, bir sözünün varsa yazın sizde GAZETEYE…

Sorum şu:

Neden hakaretleri, övgülerden daha fazla önemsiyoruz?

Neden olumsuz şeyleri, olumlu olanlardan daha sık düşünüyoruz? Bütün bunları konuşabiliriz.

Mesela orta doğuyu konuşabiliriz ‘’Suriye’de akan su değil, kandır.’’ Zorbalıkla baskıyla zulme uğramış; en gelişmiş teknolojik silahlarla öldürülen çocukları kadınları konuşabilirim.

Doğruları söylemek için yalnız kalmayı göze alacaksın…

Söylenen her doğrunun bir bedeli var.

Birine bir sır vereceksin hiçbir zaman  ‘’ aramızda kalsın ‘’ diye tembihte bulunmayacaksın…

Aranızda kalmayacak çünkü.

Herkesin bilip de söyleyemediğini söylemeye cesaretin yoksa onu bilmenin de sana bir faydası yoktur. Ne sana, ne başkasına.

Ölmekten korkabilirsin, ama ölmemek için alçaklık yaparsan, bir kere değil, bin kere ölürsün…

Çürümüş ama hala dipdiri duran toplumsal tabuları yıkmaya cesaretin yoksa, o tabuların ağırlığı altında ezilmeye sende mahkûmsun.

Tek kalmaktan korkarsan ve hep sürüye dâhil olmak istersen, başındaki çoban bir despot olsa da ondan hiçbir zaman kurtulamayacaksın…

Özgürlüğünün güvenliğini bir başkasına emanet edersen bir daha özgür olamazsın

Yazı yazarsan nefret kazanmayı göze alacaksın. Nefret kazanmayı göze alamazsan yazı yazamazsın.

Rol yapmak kolaydır, kendin olmak ise zordur…

Yazdığım bu satırların hiçbirine katılmayabilirsiniz

Zaten benden öncede de söylendi bunlar ve benden sonra da söylenecek…

Söylenmeyen ama sır da olmayanı söylemeye sıra gelince onu da ben söyleyeyim.

Söyleyim gardaş

Dilin kemiği yok ya…

Sen şu Kürt halkının adına konuşurken, anlaşmalar, görüşmeler yaparken sordun mu? Kürt halkına, yoksa aşiret reislerine ağalarına mı sordun;  barış özgürlük eşitlik demokrasi istiyor musunuz diye

Söylediğim bir sır değil herkes biliyor.

Kaç aşiret var, her bir aşiret kaçar kişidir bu memleketin misakı milli sınırları dâhilinde. Milletvekillerin hangisi, politikacıların iş insanları hangi aşiretlere bağlı reisidir. Aşiretlerin toplam nüfusu kaç kişidir.

Bu yâri feodal ağalık aşiret rejiminin altında yaşayan kadınlar erkekler çocuklar ve yaşlılar ne kadar özgürdürler. Yaşama ve sosyal hayata karşı ne kadar irade gösterebiliyorlar?

Bilmeyen var mı?

Mutlu mu mutsuz mu olduklarını soran araştıran dinleyen var mı Kürt kadınlarını

Barış: Onların özgür bireyler olarak yaşamaları ancak bu aşiret rejiminden kurtulunca olur konusunu kaç kişi konuştu şimdiye kadar?

Bugün gündem de olan konuşulan tartışılan Barış kelimesi sermaye sınıfının çıkarları için; sermaye güçleri arasında iktidar mücadelesinden başka bir şey değildir. Yapılan sözde bir barış planı ama söylenmeyen Kürt halkına yeni bir sömürü tuzağıdır. Zorbalığı despotluğu ekmeğine katık yaptırdığınız yetmedi mi ?

Orda yaşayan tüm insanları ilgilendiren konularda tek başınıza karar alamazsınız. Aldığınız kararları hiç kimseye barış diye yutturamazsınız.

Yazdığım bu satırların hiç birine katılmayabilirsiniz.

Sırtını yıkılmaz dağlara dayadığını zannedenler, er geç sırtından hançerlenirler…

Yaptığınız bütün kötülükler ve yol açtığı felaketler cezasız kaldığı için inanmadığınız ilahi adalete, ancak ciddi bir felaketle karşı karşıya gelince mi inanırsınız?

2015 yılında Cizre’de öldürülen 10 yaşındaki kızı Cemile’nin cesedini derin dondurucuda saklayan anneye saygısızlık sayarım sizin bu sahte ikiyüzlü barış görüşmelerinizi…

Kurgu darbe senaryosunda köprüde yobazlar tarafından başı kesilen gencecik askere de saygısızlık sayarım.

Ne yapsanız bu sahteliği ikiyüzlülüğü bana sevdiremezsiniz.      

‘’Hiçbir korkuya benzemez vatanını satanların korkusu’’..

Hemfikirsiniz değil mi?

Barış dediniz

Federe dediniz

Cumhuriyet dediniz

Yetmedi mi daha?

Offf usandık!

Hala aklımızı oynatmadıysak oynatacağız

Baharda değilse kışta

Kışta değilse yazda

Bir delilik yapacağız mutlaka ….